21 Ekim 2026, Çarşamba
CANLI YAYIN Anlık Haber Merkezi 7/24 Devrede
USD/TRY: 34.25
EUR/TRY: 37.10
BIST 100: 9.120
T.C. ULUSAL BASIN & HABER PORTALI
SON DAKİKA
Kültür & Antropoloji

Sebzelerin Gizli Yaşamları: Ali Francis’in Kitabı, Sıradan Gıdaları Bin Yıllık Bir Hikâyeye Dönüştürüyor

Geç yazın uzun günleri ve dolanmış meyvelerle dolu bahçeler, insanları etrafında bir araya getirmenin en doğal zamanıdır. Bu mevsimde sebze ve meyve taze…

Sebzelerin Gizli Yaşamları: Ali Francis’in Kitabı, Sıradan Gıdaları Bin Yıllık Bir Hikâyeye Dönüştürüyor
Yayın:

Geç yazın uzun günleri ve dolanmış meyvelerle dolu bahçeler, insanları etrafında bir araya getirmenin en doğal zamanıdır. Bu mevsimde sebze ve meyve taze, bol ve en iyi halindedir; tam da bu yüzden bir araya gelip sofraları kurmak, bir zorunluluktan çok, dönemin bize sunduğu için bir kutlama gibi gelir. Bu bağlamda, 15 Eylül’de Hardie Grant yayınevi tarafından piyasaya sürülen, gıda muhabiri Ali Francis’in kaleme aldığı ve Adriana Picker’in bitkisel illüstrasyonlarıyla süslediği “The Curious Lives of Vegetables” (Sebzelerin Meraklı Yaşamları) adlı kitap, okuyucuyu tabağın ötesine, sıradan bir sebzeyi binlerce yıllık bir yolculuğun ürünü olarak yeniden keşfetmeye davet ediyor.

Yazar, bu ay içinde doğum günü kutladığı bir arkadaşının etrafında kurdukları açık havada bir kutlamayı, orta yaşa ulaşmak ile geç yazın hasadına ulaşmak arasındaki güzel bir paralelle bağlar. İkisi de geriye bakıp yalnızca neyin başarıldığını değil, neyin büyüdüğünü değerlendirmemizi ister. Zaman içinde biriken dostluklar, anılar, deneyimler, zorluklar, keşifler ve beklenmedik dönüşler, kişisel bir biyolojik çeşitlilik gibi birikerek hayatı özgün kılan, etkiler ve hikâyelerden oluşan zengin bir ekosistem oluşturur. Yazar, bu kitabın tam da bu derinliği sunduğunu, okuyucuya aşina sandığı şeylere daha yakından bakmanın keyfini tattıracağını belirtiyor.

Bilinmeyen Bir Tarih: Sebzeler Sadece Malzeme Değil

Yazarın sevdiği şeylerden biri, bu tür kitapların sıradan olanı yeniden gizemli kılmasıdır. Tuz: Bir Dünya Tarihi adlı eserle benzer bir yol izleyen Mark Kurlansky, her sofrada bulunan o yaygın tuzun içindeki olağanüstü tarihi ortaya koyarak, onun ticaret, koruma, siyaset, güç ve medeniyetle ne kadar iç içe olduğunu göstermişti. Francis de bildiğimizi sandığımız sebzelerle benzer bir yaklaşımı benimsiyor. İlk bakışta gıda seçimlerimiz her zamankinden daha bol görünüyor; dünyanın neredeyse her yerinde sushi yiyebilir, kışın ortasında bir domates veya çilek alabiliriz. Ancak bu bolluğun altında, ektiğimiz ve yediğimiz şeylerde şaşırtıcı bir daralma yatıyor. Yüzüncü yılın başlarında belgelenen tarım ürünü çeşitlerinin yüzde 90’dan fazlası artık kolayca temin edilemiyor ve bu çeşitlerin temsil ettiği genetik çeşitliliğin büyük bir kısmı da kayboluyor.

Bu noktada kitabın özellikle ikna edici hale geldiği söylenebilir. Francis, çoğu nadir, miras (heirloom) veya gözden kaçırılmış çeşitlerden oluşan 125’den fazla sebzenin hikâyelerini kültür, bilim, göç, tarım ve değişen tatlar üzerinden anlatıyor. Bir domatesi tanıdığımızı sanırız; sonra hikâyesini öğreniyoruz. Bir havuçtan söz ederken onun evrimini, çeşitlerini ve hangi havuçların yaygınlaşırken diğerlerinin neredeyse kaybolmasına neden olan seçimleri sorgulamaya başlıyoruz. Sebzeler yalnızca malzeme değil; insanın hareketini ve zekâsını kaydediyor, kültürel hafızayı taşıyor, biyolojik çeşitliliği yansıtıyor ve devasa bir gıda sistemine katılıyor. Bir sebze, akşam yemeği için pişirdiğimiz bir şey olmanın yanı sıra, yüzyılların ekim ve kültürel değişimini açığa çıkaran bir pencere de olabilir.

Genetik Hafıza ve Tohumu Korumanın Önemi

Adriana Picker’in bitkisel illüstrasyonları, okuma deneyimini derinleştiriyor; bu yiyilebilir bitkilere hak ettikleri dikkati veriyor ve her birini bir diyagramın klinik doğruluğu yerine bir portrenin samimiyetiyle onurlandırıyor. Yazar, gıdamızın tarihini daha iyi anladıkça, onun bolluğunu göz ardı etmemizin daha zor hale geldiğini vurguluyor. Biyolojik çeşitlilik soyut bir çevresel endişe değil; tabağımızın üzerinde duruyor. Miras ve alışılmadık çeşitleri korumak, akşam yemeğine sürpriz bir şey pişirmekle sınırlı değil; genetik çeşitliliği sürdürmek, kültürel bilgiyi korumak ve geleceğe yönelik olanakları canlı tutmakla ilgili.

Bu düşünce, yazarın kendi evindeki eğlenceli bir biçim almış durumda. Yaşam partneri, bir zamanlar en yeni sayıyı çevirmek ya da çarşıda eski plak kutularını karıştırmaktan çok daha olası görünen orta yaşlı bir patinör punk; artık Seed Savers kataloğu aşamasına gelmiş. İsyan enerjisi hâlâ orada, ancak artık nadir biber çeşitlerine ve yerel bitki yaşamını korumaya yön veriyor.

Tohumu Kurtarmak: Bir Hayatta Kalma Anıtı

Binlerce yıl boyunca, hasattan bahara yeniden ekmek için bir tohumu saklamanın basit eylemi, insanın hayatta kalmasının temelini oluşturuyordu. Son yüzyılda tarım, tohum sahipliği ve fikri mülkiyet hukukundaki değişimler, belirli tohumları saklama, paylaşma ve yetiştirme hakkının kimde olduğunu giderek daha karmaşık hale getirdi. İşte bu bağlamda, bir mevsimin küçük bir parçasını bir sonrakini başlatmak için saklamak, neredeyse radikal bir eyleme dönüşüyor. Gerçekten de, Maine eyaletinde bu fikir 2021’de anayasal hukuka dönüştü: oy verenler, tohumu saklama ve değiştirme hakkını da kapsayan bir “Gıda Hakkı” düzeltmesini onayladı.

Kitap, yalnızca geçmiş hakkında değil, aynı zamanda gelecek hakkında da bir kitap. Bize neyi ektiğimize, neyi yediğimize, neyi koruduğumuza ve aksi halde kaybolmasına izin vereceğimiz şeylere dikkat etmemi istiyor. Bize, sıradan sandığımız gıdaların çoğu olağanüstü yolculukların ürünü olduğunu hatırlatıyor. Bu da beni arkadaşımın dönüm noktası doğum gününe geri götürüyor. Bu kitabındaki sebzeler gibi, biz de geçmişimizi anladıkça daha ilginç oluyorsunuz. Uzaklardan bakıldığında tamamlanmış bir şey gibi görünen, aslında sayısız mevsimin birikimidir: neyin ekildiği, neyin geliştiği, neyin ihmal edildiği, neyin kaybolduğu ve neyin ileriye taşındığı.

Belki de bu dönemin bu özel yönünden en çok hoşlanılan şey tam da budur. Yazın sonu aslında bir bitiş değil; mevsimler arasında bir mola, bazı şeylerin şimdi tadılması gerektiğine, bazılarınların daha sonra saklanmasına ve bazılarınların da neyin gelip geçeceğine dair tohum olarak saklanmasına dair bir hatırlatmadır. Sebzelerin meraklı yaşamları, tam da bu yüzden yalnızca bir yemek kitabı değil; bir aynadır ve bizi, yediğimiz her şeyin arkasında gizli uzun bir yolculuğu keşfetmeye iter.

The Artful—and Thoughtful—Side of Vegetables

Behr’in 2027 Renk Yılı Yeşilin Yeni Bir Derinlik Buluyor

İlginizi Çekebilir: Ses Odaları Tasarımın Yeni İkonu Oluyor: Dünyanın Beş Şehrinde Müziğin Kutsaldığı Mekânlar →
Kaynak: Design-milk ↗
💬 Topluluk Masası & Tartışma

Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.

Foruma Katıl & Yanıtla ➔