Brooklyn‘ın Fort Greene semtinde, DeKalb Street’in canlı bölümüne bakan pencerelerden görünen parlak kırmızı sarmal merdivenin ardında, konsept mağazası Million Goods’ın ikinci dükkanı açıldı. Yakın çevresinde yaşayan kurucu ortak Matt Reyer, boşalan bir tasarım atölyesinin içindeyken mekanı fark etmişti ve bu alanı dönüştürmek için yerel mimar Gjergji Shkurti’yi, Figure Ground atölyesinin kurucusunu, projeye kattı.
Shkurti, mekanı marmer, özel ahşap işçiliği ve seçkin mobilyalarla donatarak bir misafirperverlik alanından bir perakende alanına geçişi tasarladı. Birinci katta şarap barını oluşturan Breccia Pernice taş tezgahın zarafetiyle, ikinci katta ise alışverişin kendine özgü ritmi bir araya getirildi.
Mimarın Kendi Değerlendirmesi
Shkurti, bu projeyi ilk mağazaya kıyasla daha asil ve görkemli bulduğunu söyledi. “Bence bu daha asil bir atmosferdi, Greenpoint’taki ise biraz daha eğlenceliydi,” dedi. Bu farkın kaynağı, Fort Greene konumunun tek katlı Greenpoint dükkanına göre eklenen ikinci kat ve geniş avluda yatıyordu.
Bu proje, ilk mağazaya kıyasla daha asil ve görkemli bir karakter taşıyordu. Greenpoint’taki ise daha eğlenceliydi.
Gjergji Shkurti, Dezeen
İç mekânı en temel unsurlarına indirgen, sosyal alanları ve perakende alanlarını stil açısından birleştirip fiziksel olarak ayıran bir düzenlemeye kavuşturuldu. Sosyal alanlar alt katta, perakende alanı ise üst katta yer aldı.
Avluda Latin Amerika İzlenimi
Arka bahçe, ziyaretçilere Brezilya brütalizmini çağrıştıracak bir kimlik kazandırıldı. Bahçenin merkezinde, özel döşeme taşlarından yükselen bir Louis Poulsen Flindt Plaza direği öne çıkıyor. Aydınlatma firması mağazayı destekledi ve lambaları ile aydınlatma elemanları dükkanın her yerine yerleştirildi.

Bahçenin tavanı, ahşap çubuklar arasında asılan kumaşla Japonya’ya özgü bir görünüm sunuyor. Bu kumaş ve ek bir yalıtım katmanı yalnızca ses için değil, aynı zamanda üstteki aydınlatma elemanlarının ışığını yumuşatıcı bir etki sağlıyor. Bahçenin ortasına yerleştirilen büyük bir saksıda olgunlaşmış bir ağaç bulunuyor; yuvarlak saksı aynı zamanda bank olarak kullanılıyor ve çevresindeki yıkanmış beton duvarlara oturma alanları entegre edildi.
Tarihi Cephe ve Kırmızı Tema
Tarihi düşük katlı binanın cephesi, yerel koruma kurullarının onayıyla yenilendi. Avluya bakan süslemeler, ön cepheye uyumlu kırmızıya boyandı ve bu renk, mağazanın önündeki sarmal merdivenle örtüşüyor. Ön cephe ise siyah olarak korundu.
Mağazanın önündeki sarmal merdiven aslıydı, ancak yerel işçi Wood Steel Stone tarafından kaplama yapılarak parlak kırmızıya boyandı. Aynı firma, üst katta alüminyum ve ahşabın katmanlarını birleştiren, üstünde alüminyum bulunan etkileyici bir merkezi sergi masasını da tamamladı.
Üst kattaki orijinal ahşap zeminler yeniden işlenip kullanıldı. Bu, mekânın geçmişine saygı duyduğunun bir göstergesi.
Gjergji Shkurti
Shkurti’nin özel ahşap işçiliği, sergilenen giyim ve ürünlerin kasası olarak da görünüyor. Kurucu ortak Reyer, bu yaklaşımı çağdaş ve ulaşılabilir olarak tanımladı.

Ses, Müzik ve Mahalle Ritmi
Barın arkasında, özel mobilyalara entegre edilen metalik hoparlör kutuları sapele ahşapta peca tonunda bir kaplama ile işlendi. Ses sistemini Bridge Street Sound gerçekleştirdi ve mermer barın yüzüne doğrudan büyük bir hoparlör yerleştirildi. Barı süsleyen bar sandalyeleri, mekânı saran ahşap banket oturma alanlarıyla birlikte kullanıldı.
Üst kattan alışveriş yapanlar, karşı taraftaki kortlarda oynayan çocukları görebiliyor. Bu sahne, konumun semtine kök salmasını sağlıyor. Portal kapısından geçen bir metal stand, hem satış noktası hem de etkinliklerde DJ kabinine dönüştürülebilir biçimde tasarlandı; portalın yanlarına, ana perakende alanına bakan ek hoparlörler yerleştirildi.
Ses dinleme barları giderek dikkat çeken tasarımların merkezi haline geliyor. Bu alanda dünya genelinden örnekler incelenmeye devam ediliyor.
Fotograflar Joe Thomas’a aittir.
Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔