ABD yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başkanı Tomoko Akane ve Gazze’deki savaş suçlarını araştırmakla görevli Savcı Abdoulaye Seye hakkında yeni yaptırımlar uygulayarak uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından yapılan açıklamada, Lahey merkezli UCM’nin “yozlaşmış ve ölümcül şekilde siyasileştirilmiş, yetkiyi kötüye kullanan ve yetkisinin ötesine geçen bir süper ulusal mahkeme” olduğu belirtildi. Bu açıklama, UCM’nin İsrail ile ilgili yürüttüğü soruşturmaları hedef alması nedeniyle dikkat çekti.
Yaptırımların gerekçesi olarak, Akane ve Seye’nin “UCM yargı yetkisinin olmadığı ülkelerin yetkililerini araştırmak, tutuklamak veya cezalandırmak için doğrudan çaba gösterdiği” ifade edildi. Bu durum, ABD’nin UCM’nin İsrail ile ilgili yürüttüğü soruşturmalara yönelik tepkisini açıkça ortaya koyuyor.
Öte yandan, ABD Dışişleri Bakanlığı geçtiğimiz ay, UCM’nin “ABD egemenliğine oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırma” amacıyla bir girişim başlatmıştı. Bu girişimin nihai amacı ise, “UCM’nin Amerikan askerlerine veya yetkililerine zarar verme veya Amerikan egemenliğini tehdit etme kabiliyetini engellemek” olarak açıklanmıştı.
Marco Rubio, UCM’ye üye olan 125 ülkenin bu yapının üyeliğinden ayrılmasını talep etti. Eski Başkan Donald Trump ise, UCM’nin İsrail’e yönelik oluşturduğu tehdit nedeniyle bu kurumu hedef aldığını belirtmişti.
ABD, daha önce de UCM Savcısı Karim Khan hakkında yaptırım uygulamıştı. Khan, İsrailli Başbakan Benjamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Gazze savaşındaki savaş suçları nedeniyle tutuklama emri çıkarmıştı. Trump, 2025 yılında UCM’ye karşı yaptırımlar uygulayarak, bu kurumun “Amerika Birleşik Devletleri ve yakın müttefikimiz İsrail’e yönelik yasadışı ve temelsiz eylemlerde bulunduğunu” iddia etmişti.
Marco Rubio, iki UCM yetkilisinin hangi faaliyetlere dahil olduğunu açıkça belirtmedi. Ancak İsrailli basınının haberlerine göre, Seye aynı zamanda İsrail’in yasa dışı yerleşimlerin finansmanı ve Batı Şeria’daki yerleşimcilere silah dağıtımıyla ilgili soruşturmayı da yürütüyor.
İsrailli yetkililer, Mayıs ayında yerel basına, UCM’nin Batı Şoria’daki Filistinlilere yönelik şiddet olaylarına karışan daha fazla bakan ve üst düzey askeri yetkili hakkında beş yeni tutuklama emri çıkarmayı planladığını duyurmuştu.
Hem ABD hem de İsrail, UCM’ye üye değildir ve bu kurumun yargı yetkisini tanımamaktadır. Bu durum, ABD’nin UCM’yi hedef almasının arkasındaki siyasi motivasyonları daha da karmaşık hale getiriyor.
Dört insan hakları kuruluşu, geçtiğimiz hafta Trump yönetimine karşı dava açarak, yaptırımların savaş suçlarının kurbanlarının adalet arayışını engellediğini savunuyor. Bu durum, uluslararası hukuk sistemindeki önemli bir tartışma konusunu da beraberinde getiriyor.
Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔