Bilgi Felsefesi ve Doğru Bilgi Tartışması
Epistemoloji (Grekçe: ἐπιστήμη, epistēmē ‘bilgi’ ve -loji) ya da bilgi felsefesi, bilgiyle ilgilenen bir felsefe dalıdır. Epistemologlar, bilginin doğası, kaynağı ve kapsamı, epistemolojik gerekçelendirme, inancın rasonelliği ve diğer çeşitli konuları incelemektedir. Epistemoloji, felsefenin etik, mantık ve metafizikle birlikte dört ana dalından biri olarak kabul edilir.
Bu felsefe alanında bilgi edinmek için sorulan sorular arasında “Bilgi nedir?”, “Bilginin kaynağı nedir?”, “Doğru bilgi var mıdır?” ve “Bilginin yöntemi nedir?” gibi temel sorular yer almaktadır. Doğru bilginin ölçütü olarak farklı felsefi yaklaşımlar aklı, deneyleri, gözlemlenebilir olguları, faydayı, sezgileri ya da özleri (fenomen) kabul etmiştir. Ancak bu yaklaşımlar bunlarla sınırlı değildir.
Doğru Bilgi Mümkün müdür?
Epistemolojideki tartışmalar, doğru bilginin mümkün olup olmadığı ekseninde iki büyük kamp etrafında şekillenmektedir.
Doğru Bilgi Mümkün Değildir Görüşü
Doğru bilginin mümkün olmadığını savunan görüşler, duyuların insanı aldatması, bilginin göreceli olması ve her şeye şüpheyle yaklaşılması gerektiği gibi bakış açılarıyla, herkesin doğru kabul edebileceği kesin bilgilere ulaşılamayacağını savunmuşlardır. Antik Yunan’da, zenginlerin çocuklarına para karşılığında eğitim veren sofistler ve şüheyi bir sistem olarak ortaya koyan septikler, doğru bilginin mümkün olmadığını savunan filozoflar arasında yer almaktadır.
Sofizm, bilgiye ulaşma yolunda temel kaynağın duyular olduğunu ve duyuların verdiği bilgilerin de aldatıcı olduğunu savunmuş, bu nedenle bilginin herkes için farklı olabileceğini öne sürmüştür. Rölativizme öncülük eden sofistler, felsefe tarihi boyunca birçok eleştiriye de maruz kalmıştır. Başlıca temsilcileri Protagoras ve Gorgias’dır.
Septisizm ise şüheyi bir sistem haline getirerek, bilgi üzerine doğru-yanlış şeklinde bir ayrım yapmayı reddetmiştir. Hiçbir konuda yargıda bulunulmaması gerektiğini savunan septikler, bu anlayışlarına “epokhe” ismini vermişlerdir. Başlıca temsilcileri Pyrrhon ve Timon’dur.
Doğru Bilgi Mümkündür Görüşü
Doğru bilginin mümkün olduğunu savunan dogmatizm ise, “bilginin kaynağı nedir” sorusuyla kendi içerisinde birçok farklı görüşe ayrılmaktadır. Bu görüşler arasında en belirgin iki yaklaşım rasyonalizm ve empirizmdir.
Rasyonalizm, bilgiye akıl yoluyla ulaşılabileceğini ve algılarla elde edilen bilgilerin genel-geçer olamayacağını savunmaktadır. Sokrates’in Atina sokaklarında insanlara sorduğu sorularla, doğuştan getirdiklerine inandığı bilgiyi açığa çıkartma çabası, rasyonalizmin tarihteki ilk örneğidir. Platon ise ontolojide idealar ve görüntüler dünyası arasında yaptığı ayrımı temel alarak, idealar dünyasından gelen bilgilerin doğru, görüntüler dünyasında elde edilen bilgilerin ise aldatıcı olduğunu dile getirmiştir. Aristoteles, diğer rasyonalist filozoflardan farklı olarak doğuştan bilgiye değil, doğuştan bilme potansiyeline vurgu yapmıştır. Başlıca temsilcileri Sokrates, Platon, Aristoteles, Farabi, René Descartes ve Georg Wilhelm Friedrich Hegel’dir.
Empirizm, bilgiye deney yoluyla ulaşılabileceğini ve doğuştan gelen hiçbir bilginin olamayacağını öne sürmektedir. John Locke, İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme’de insan zihnini boş bir levha olarak nitelendirmiş ve bilginin a-posteriori yöntemlerle elde edilebileceğini dile getirmiştir. Başlıca temsilcileri İbn-i Heysem, Thomas Aquinas, Francis Bacon, John Locke ve David Hume’dur.
Bilgi Kaynağı Üzerine Diğer Yaklaşımlar
Empirizme karşı çıkan sensüalizm, duyu organlarının elde ettiği veriler dışında hiçbir bilgi elde edilemeyeceğini savunmakta ve İngiliz empirizmine göre daha duyumcu bir tutum sergilemektedir. Başlıca temsilcisi Étienne Bonnot de Condillac’tır.
Kritisizm, bilginin kaynağının hem akıl hem de deney olduğunu söyleyerek rasyonalizm ve empirizmi eleştirmektedir. Immanuel Kant’ın düşüncelerine dayanan bu görüş, bilgileri deney öncesi anlamına gelen a priori ve deney sonrası anlamına gelen a posteriori olarak ayırmaktadır. Başlıca temsilcisi Immanuel Kant’dır.
Entüisyonizm, bilginin kaynağının sezgi olduğunu savunmaktadır. Gazzali’nin bilgiye iman yoluyla ulaşılabileceğini savunan “kalp gözü” anlayışı ve Henri Bergson’ın olayların bir bütün olarak değerlendirilmesine dayalı “yaşam atılımı” kavramına dayanmaktadır. Başlıca temsilcileri Gazzali ve Henri Bergson’dur.
Pragmatizm, bilgiyi pratik değeri ve sağladığı fayda üzerinden değerlendirmektedir. Ezeli ve ebedi bilginin olmadığını, ancak içerisinde bulunulan durumda işe yarayan bilginin doğru kabul edilebileceğini savunmaktadır. Başlıca temsilcileri William James ve John Dewey’dir.
Doğallaştırılmış epistemoloji ise bilginin elde edilmesinde doğal koşulların önemini vurgulamaktadır. Willard van Orman Quine, epistemolojiyi deneysel psikolojinin, felsefeyi ise doğa bilimlerinin soyut dalı olarak görmüştür. Günümüzde evrimci epistemoloji, doğallaştırılmış epistemolojiye bağlı bir görüş olarak varlığını sürdürmektedir.
Bu açıklama Vikipedi kaynaklarından uyarlanmıştır ve şu lisans altında sunulur: CC BY-SA 4.0.
Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔