Amelia Dimoldenberg, yıllar önce röportaj programına ünlüleri davet etmede zorluk yaşarken, şimdi A listelerdeki konukları seçme konusunda seçici davranabiliyor.
Bir zamanlar, Amelia Dimoldenberg’in “Chicken Shop Date” adlı YouTube şovu için ünlüleri ikna etmek neredeyse imkansızdı. Hatta Londra’daki gençlik kulübüyle bağlantılı bir aktörü bile programa dahil etmek yıllarca sürmüştür. Televizyon dünyasının en prestijli röportaj programlarının koltuklarında oturmak isteyenler, bu teklifi reddediyordu.
Ancak o zorlu yılların ardından, Dimoldenberg’in şovu büyük bir etki yaratmış durumda. Artık, ünlülerin medya ile ilişkilerinde “Chicken Shop Date” de önemli bir yer tutuyor. Graham Norton’ın programı veya BBC Radio 1 gibi.
“2014 yılında bu gösteriyi başlatırken, hiçbir yönetmen veya menajer yeteneklerini bir YouTube şovuna davet etmeye razı olmuyordu. Bu inanılmazdı,” diye belirtti Edinburgh TV festivalinde. “Kapıları defalarca çaldım, bu çok zordu. Şimdi ise durum tam tersi. Eğer bir filminiz veya albümünüz varsa, ilk yapmanız gerekenlerden biri ‘Chicken Shop Date’e katılmak.”
“Her zaman amacım, Graham Norton’a veya Radio 1’deki Greg James programına gitmek kadar önemli hale getirmekti. Bu hedefe ulaştım.”
Dimoldenberg’in başarısı, dijital platformların medya dünyasını nasıl kökten değiştirdiğinin en iyi örneklerinden biri. Özellikle 35 yaş altındaki izleyiciler, televizyon yerine YouTube’u tercih ediyor.
Dimoldenberg, Ed Sheeran, Charli xcx ve Jennifer Lawrence gibi isimlerle “ketchup” paylaşırken, Lawrence’ın kendi adını yanlış telaffuz etmesi de dikkat çekici anlardan oldu. Hatta Paul McCartney bile bu yıl vegan bir tavuk restoranında programa katılarak, Dimoldenberg’in ona bir su samuru edinme teklifini reddetti.
Dimoldenberg, programı ilk başlattığında İngiltere rap ve grime sahnesindeki isimlerle röportajlar yapıyordu. İlk büyük ismini ise, şovun hayranı olan Daniel Kaluuya’yı davet ederek elde etti.
Röportajları, Louis Theroux’nun rap yapması veya Andrew Garfield ile arasındaki kimya gibi unsurlar sayesinde sık sık viral hale geldi. “Seyircilerin benimle olan takıntımı tam olarak fark etmemiştim,” diye belirtti.
Şimdi ise Dimoldenberg, programa katılmak isteyen ancak sadece projelerini tanıtmak isteyenleri reddediyor ve daha seçici davranıyor.
Bu durum, medya hiyerarşisinde bir değişime işaret ediyor ve YouTube’un gücünü bir kez daha vurguluyor. YouTube’un yükselişi o kadar hızlı ki, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesindeki YouTube Başkanı Pedro Pina bile, sektördeki en önemli etkinliklerden biri olan Edinburgh TV festivalinde açılış konuşmasını yaptı. Pina, konuşmasında YouTube’un “düşmanı” olmadığını ancak televizyon kanallarının tekelinin sona erdiğini belirtti.
Öte yandan, daha fazla yaratıcı kontrole sahip olmak ve reklam, sponsorluk ve marka anlaşmalarını elde etmek isteyen birçok ünlü isim, artık YouTube’a yöneliyor. Holly Willoughby yazın kendi YouTube kanalını açarak 22 bin aboneye ulaştı. Amol Rajan ise BBC Radio 4’teki Today programındaki görevinden ayrıldıktan sonra “The Amol Rajan Connection” adlı bir YouTube şovu başlatacak. ABD’de de televizyon dünyasından YouTube’a geçiş uzun zamandır yaygın bir durum.
Ancak medya dünyasının sürekli değiştiği bu dönemde, Dimoldenberg farklı bir yöne doğru ilerliyor ve geleneksel film ve televizyonda başarı elde etmeye çalışıyor. BBC için Skins benzeri gençlik draması yazıyor ve aynı zamanda bir Hollywood romantik komedi filmi hazırlıyor. Filmde, ünlüleri röportaj eden bir gazeteci ile aşk yaşayan bir karakteri canlandıracak. Bu hikaye, Dimoldenberg’in hayatına oldukça yakın.
“Bu karakteri hayatımın yarısını oynadım, bu yüzden onu çok iyi tanıdığımı düşünüyorum,” diye belirtti. “Kesinlikle kim olduğumun abartılmış bir hali.”
Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔