Lawrence Abu Hamdan, hem bir sanatçı hem de insan hakları ihlallerini ses kanıtlarıyla araştıran genç bir STK olan Earshot’un direktörü. Gazze’deki öldürmelerden Belgrad’daki bir gösteride kullanılan olası sesli silah kullanımına kadar, Abu Hamdan ve ekibi, aktivist grupların çalışmalarının sanatıyla nasıl iç içe olduğunu ortaya koyuyor.
Abu Hamdan’ın çalışmaları, Londra merkezli araştırma ajansı Forensic Architecture ile yapılan ortak bir projeyle başladı. 2016 yılında, Suriye’deki Sednaya hapishanesinin hayatta kalan nadir kişileriyle yapılan görüşmelerde, mahkumların karanlık ve sessizlik içinde tutulduğu, en ufak bir sesin bile ölümcül sonuçlara yol açtığı ortaya kondu. Mahkumlar için ses, hem bilgi kaynağıydı hem de hayatta kalma ve direniş aracıydı. Abu Hamdan ve ekibi, mahkumların anlattığı sesleri (koğuş kapılarının kilidinin çevrilmesi, yiyeceklerin dışarıdaki hücrelere bırakılması, hatta pirelerin duyulması) kullanarak hapishane mimarisi hakkında bir resim oluşturdu.
Abu Hamdan’ın sanatçı ve ses araştırmacısı kimlikleri birbirinden ayrı değil, birbirini tamamlıyor. Sanat, karmaşık araştırmaların duygusal bir ifadesi olarak hizmet ediyor. Earshot’un üstlendiği davalar genellikle yazılı raporlarla sonuçlanıyor, bazılarıysa sanatsal eserlere dönüşüyor. Abu Hamdan, “Hem acil ve önemli işler yapmamız gerekiyor, hem de durup ne yaptığımızı anlamamız ve yansıtmamız gereken zamanlar oluyor. Bu ikili yapı, kulaklarımızı açık tutmamıza yardımcı oluyor” diyor.
Earshot’un ofisleri, Londra’nın güneyindeki sanatçı stüdyolarının bulunduğu bir kompleksin içinde yer alıyor. Ancak burası, adeta bir film noir sahnesi gibi, kapısında isminin yazılı olduğu cam bir kapı ve içerde hafif dumanlı bir ortamla karşılanmıyor. Bunun yerine, Abu Hamdan ve ekibi, temiz ve düzenli bir açık ofiste çalışıyorlar. Ofisteki tek tuhaf detay ise, Abu Hamdan’ın boynundaki gümüş kulak figürlü kolye.
Abu Hamdan ve ekibi, çeşitli davalarla ilgileniyor. Örneğin, Viyana’da yaşayan bir müzik öğrencisi, daha önce analiz edilmemiş ses kayıtlarıyla Earshot’a başvurmuştu. Bu durum, cinayetin failinin aslında tetikçi olmadığı ve gerçek katilin başka biri olduğu ortaya kondu.
Abu Hamdan, ekibinin topladığı verileri, açık kaynaklı bilgilere, “kulak tanıkları”nın ifadelerine ve olay yerinde kaydedilen seslere dayanarak bir araya getiriyor. Belgrad’daki gösteride kullanılan sesli silahın araştırmasında ise, hükümetin kullandığı açıklamaları (ateş yakma, drone kullanımı) ortadan kaldırarak, gerçek sesi belirlemeye çalıştılar.
Abu Hamdan, bu tür davalarla ilgilenmenin, telefonunda üzücü haberlere bakmaktan daha iyi olduğunu söylüyor. Ayrıca, her zaman dinlenecek yeni şeyler olduğunu ve bunun da ona ilham verdiğini belirtiyor.
Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔