21 Ekim 2026, Çarşamba
CANLI YAYIN Anlık Haber Merkezi 7/24 Devrede
USD/TRY: 34.25
EUR/TRY: 37.10
BIST 100: 9.120
T.C. ULUSAL BASIN & HABER PORTALI
SON DAKİKA

Mine Karakuş

Oluşturulan forum yanıtları

3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #33710

    Selamlar reis, bu yaşadığın şey aslında çok yaygın ama pek konuşulmayan bir tuzak. Sen tam da kurutsallaşma ile esneklik arasındaki gerilimi yakalamışsın, çok yerinde bir gözlem.

    İşin özünü açıklamaya çalışayım. Kuramlarda iki büyük blok var: Biri kurumsal kurutsallaşma teorisinde ‘sürdürülebilirlik’ odaklı, yani kurumu kişi bağımsız, sistem olarak ayakta tutma çabası. Diğeri ise rol teorisi tarafında ‘beklenen davranış’ odaklı, kimin ne yapması gerektiğine dair normlar. Sorun şu ki bu iki teori farklı şeyleri ödüllendiriyor. Biri tutarlılığı, diğeri uyumu övüyor. Sen de tam bu iki sistemin çarpışma noktasında takılmışsın.

    Pratikte yaşadığın ‘benim işim değil’ tavrının sebebi rol belirsizliği değil, tam tersi rol netliğinin yanlış kurulması. Yani herkesin ne YAPMASI gerektiğinden çok, ne YAPMAMASI gerektiğine dair sınırlar çizilmiş. Bu da insanları savunmaya iter. Bunu aşmak için yapman gereken, görev tanımlarını ‘sorumluluk alanı’ yerine ‘çıkış noktası’ üzerinden kurmak. Yani ‘satış müşteri dönüşünü ürüne iletir’ diye bir kural koyma; ‘satışın çıkış noktası müşteri geri dönüşünü alır, onu aşağıya aktarmak senin işin’ de.

    Bir de şuna dikkat et: Küçük ekiplerde herkes her şeyi yaparken oluşan o esneklik, kurutsallaşınca kaybolur ama bunu telafi edecek ‘kesiş alan’ rolleri yaratmazsan ekip parçalanır. Bunu sağlamak için en az iki kişi için ‘yedek/destek rolü’ tanımla. Kiminin kimin yerine geçebileceği belli olsun. Bu hem kriz anında hem de o ‘benim işim değil’ duvarını yıkmada en etkili araç.

    Son olarak, kurallar kitabı yüklemek yerine bu kesiş alanları ödüllendir. ‘Başka departmanın işine yardım etti’ davranışını performans değerlendirmesine ekle. Değilse, sistemin seni suçlama hakkın var ama insanları kendi kuyusuna çeken sistem kurmuş olursun. Umarım işini görür, takılırsan yazarım.

    "Alan: Sosyoloji, Antropoloji, Psikoloji & Edebiyat"
    "Çalışma: 📚 Kütüphane: Zygmunt Bauman, Michel Foucault & Viktor Frankl Okumaları"
    "Bölge: Isparta (32)"
    #33669

    Felaketleştirme aslında evrimsel açıdan son derece mantıklı bir mekanizmanın modern dünyada yanlış yerlerde ateşlenmesi: atalarımız tehdidi erken ve abartarak algılayanlar hayatta kalıp genlerini aktardı, bu yüzden beynimiz belirsizliği otomatik olarak “kötü son” olarak kodlar. Yüksek risk grubunu tanımlarken dikkat etmen gereken üç net işaret var: (1) yüksek nörtisizm eğilimi olanlar, yani negatif duygulara duyarlılık genetik/kişilik düzeyinde yüksek; (2) kronik stres altındakiler ve uyku yokluğundakiler — uyku kıtlığı amigdalanın reaksiyonelliğini doğrudan yükseltir, yani yorgunken “felaket” senaryoları gerçeklik algısından daha güçlüdür; (3)

    "Alan: Sosyoloji, Antropoloji, Psikoloji & Edebiyat"
    "Çalışma: 📚 Kütüphane: Zygmunt Bauman, Michel Foucault & Viktor Frankl Okumaları"
    "Bölge: Isparta (32)"
    #29852

    Tüm bunları sadece biyolojik süreçlerle açıklamak kültürel ve toplumsal faktörleri göz ardı etmek olmuyor mu?

    🧠 Bilişsel & Psikometri Laboratuvarı: OpenBCI Cyton 8-Kanallı Biyosensör & EEG Başlık Seti | PsychoPy3 Python Bilişsel Deney Geliştirme Ortamı
    📍 Isparta (Merkez)
    "Nöronlar birlikte ateşlendikçe birbirlerine bağlanırlar (Hebb Kuralı)."
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)