İsviçre’de Sosyolojinin Kurumsallaşması ve Bir Disiplinin Toplumsal Hayata Entegrasyonu
Giriş: Bir Bilimin Kendisini Nasıl İnşa Ettiği Sorunu
Sosyoloji, modern bilimler tarihinin en çarpıcı örneğini bir disiplin olarak kendi kendine nasıl tanımlanıp kurumsallaştığını gösterir. Auguste Comte’un 1839 tarihli Pozitif Felsefe Dersleri eserinde “sosyal fizik” adını taşıyan toplumsal araştırmaya verilen yeni isim olan bu kavramın aslında 1824’ten beri dolaşımda bulunması; disiplinin soyut adı ile somut kurumları arasındaki zaman farkının ilk işaretidir (Comte). Terim daha çok bir epistemolojik duruşu, yani sosyal hayatın koşullarını ve biçimlerini nesnel biçimde inceleyen sistematik bilimi tanımlamak için kullanılmıştır.
İsviçre’de sosyolojinin tarihi yalnızca birkaç büyük ismin biyografisi değil, aynı zamanda disiplinlerin üniversitelerde kürsüye dönmesi, derneklerle örgütlenmesi, dergilerle yaygınlaşması ve nihayet kamuoyunun eleştirilerine maruz kalıp profesyonel bir alan olarak pekişmesinin tüm aşamalarını içeren canlı bir süreçtir. Bu makalede İsviçre örneği; disiplinin kuramsal temellerinden yola çıkarak onun ulusal bağlamlarda nasıl yerleştiğini incelemek amacıyla kullanılmıştır. Böylece “bir bilim kuruluyor” sorusu hem Comte’tan Weber’e uzanan epistemolojik miras üzerinden, hem de Cenevre’den Zürih’e uzanan kurumların tarihsel dinamikleri üzerinden iki boyutta okunacaktır.
Akademik Temeller ve Mekanizmalar: Disiplinin Kurucu Akımları
Sosyolojiyi bağımsız bir alan olarak tanımlayan temel tartışma, toplumsal olguların incelenmesinde nesnel yöntemlerle mi yoksa anlam düzeyine indirgenerek mi yol alınacağı meselesidir. Bu ayrım, disiplinin kurucuları arasında bile farklılaşmış biçimde kendini gösterir.
Pozitivizm mirası ve “sosyal fizikten” pozitivist bilime geçiş
Comte’un öngördüğü program; sosyal hayatın da doğadaki diğer olaylar gibi nedensel yasalarına tabi olduğunu savunan bir duruştu. Comte’a göre sosyolojinin görevi, insan ilişkilerinin ardındaki düzenleyici kanunları keşfetmekti — bu yaklaşımıyla disiplin yasa mantığı (la loi) temeline oturtuldu. İsviçre’de Cenevre’nin fen-edebiyat fakültesinin 1886 yılında toplumsal bilimler ekolüne genişletilerek edebiyat-fen-bilimleri fakültesi haline getirilmesi ve Louis Wuarin’in o tarihten itibaren ders vermeye başlaması; tam da bu pozitivist eğilimin akademik bir kuruma yansıması olarak okunabilir.
Yapı ile bireysel eylem arasındaki denge
Disiplinin üçüncü onyıllarında tartışma, sosyolojinin içindeki iki ana çizgi etrafında şekillenmiştir: toplumsallık (Durkheim) vurgusuyla kolektif normların baskın tutulması karşısında, daha çok bireyin anlamını merkeze alan yaklaşımlara yönelim. Bu gerilimi içeren akımları özetlemek gerekirse şöyle sıralanır: Émile Durkheim’in toplumsal olgulara dayandığı yasa-merkezci program; Max Weber’in eylemin anlamına odaklandığı ve ideal tip, deşifre etme (Verstehen) yöntemini savunan yaklaşımı; Ferdinand Tönnies’in Gemeinschaft-Gesellschaft ayrımında kurumsallaşmanın niteliğine verdiği önem; Vilfredo Pareto’nun ise elitlerin “kalıntı” ve “cirkanlar” yasaları üzerinden okuduğu rasyonel olmayan davranış analizi. Georg Simmel, bu tartışmalara bireysel etkileşim biçimleri düzeyinde katkı sağlamıştır.
İsviçre bağlamında dikkat çekici olan nokta şudur: Bu büyük isimlerden Weber’in asla İsviçre’de ders vermediği halde, onun yaklaşımı disiplinin metodolojik omurgasını oluştururken; Cenevre’ye hem Piaget (Duhraym-Dürkheim geleneğinden gelen bir öğrenci) hem de Pareto öğretim yapmıştır — yani disiplin burada baştan itibaren iki güçlü epistemik çizgiyi aynı anda barındırmış durumdaydı.
Sektörel Boyutlar: Kürsülerden Derneklere ve Yayın Organlarına
Disiplin yalnızca fikirlerle değil, somut kurumlarla ayakta kalır. İsviçre’de sosyoloji 1900 civarında farklı ulusal bağlamlarda kurumsallaşırken; üniversite kürsüleri (kadroları), mesleki dernekler ve bilimsel yayın organları üçlü bir altyapı oluşturmuştur. Bu bölümde bu yapıların zaman içinde nasıl geliştiği incelenmektedir.
Üniversitelerde kadro oluşturma
Cenevre’nin disiplinde kesintisiz gelişim kaydettiği tek üniversite olması, onun öncelikli rolünü gösterir: Başbakan Albert Gobat gibi ilerici bir eğitim sorumlusunun, fen-edebiyat fakültesinin muhalefetine rağmen 1891’da filozof Ludwig Stein’in atamasını zorlaması; disiplin için kurumsal iradenin akademik özerkliğe müdahalesi biçimini yansıtır. Ancak Cenevre dışında derslerin yalnızca 1914’e kadar sürdürülebilmesi — ve ardından ileri görüşlü liberalizmde gerileme ile “helvetikleşme” (İsviçre’ye özgü homojenleşme) üzerinden açıklanması — disiplinin yayılmasındaki içsel zayıflıkları ortaya koymaktadır.
Basel’de ise sosyolojinin iki savaş arası dönemde siyasi bilimler geleneğinde ayakta kalabilmesi; Robert Michels’in sorumluluğu altında başlatılıp, 1947’den itibaren Edgar Salin, Karl Jaspers ve Heinrich Popitz yönetiminde sürdürülmesinden anlaşılmakta; burada disiplin daha çok siyasal bilimlerle entegre kalmış biçimde hayatta kalmıştır. Bern Üniversitesi’nde Richard Fritz Behrendt adına kurulan ilk olağanüstü kürsünün (kış yarıyılı 1953–1954) sosyo-ekonomik siyasal bilimler alanını kapsaması da aynı eğilimin bir göstergesidir.
Zürih’te ise René König’in 1949’da kampanyadan dolayı üniversiteyi terk etmesiyle açılan boşluğun, Peter Heintz tarafından doldurulması — ve Heintz’in ardından kurulduğu sosyoloji enstitüsünü devralarak başkanlığını sürdürmesinin disiplinde daha güçlü bir merkezleşmeyi işaret ettiğini belirtmek gerekir.
Dernekler, dergiler ve yayın organları
Behrendt’nin katkılarıyla kurulan İsviçre Sosyoloji Derneği (SSS), 1955 yılında İsviçre İstatistik ve Siyaset Ekonomisi Toplumu’ndan ayrılarak Cenevre’deki Roger Girod’un ilk başkanı olduğu İnsan Bilimleri Toplumları’na (ASSH) katılmıştır — bugünkü adıyla ASSH olan bu yapı; üyelerini yalnızca hocalardan değil ekonomi ve siyaset dünyasından önde gelen isimlerden de çekecek biçimde genişlemiştir. Bu çoklu üye yapısı, disiplinin profesyonelleşmesinde kritik bir rol oynamıştır: SSS birkaç kongre düzenlemiş, bilimsel politika ve gazetecilik alanlarında girişimler başlatmış ve sosyolojinin akademik çevreye köklemesini sağlamıştır.
Yayın organı olarak 1966’da Sosyolojik Çalışmalar serisinin ilk cildi (tüm İsviçreli sosyologların katkılarıyla tamamlandı) yayına girmiş; aynı yıl Zürih’e Peter Heintz adına kürsü kurulmuş — bu da disiplinin hem yazılı hem de kurumsal düzeyde paralel biçimde ilerlediğini gösterir. Dergi boyutunda ise 1975’te adanılmış olan İsviçre Sosyoloji Dergisi ve 1989’daki Seismo özelinde yayın evinin ortaya çıkması, alanın iletişim altyapısının pekiştiğine işaret etmektedir.
Veri arşivleri ve söylemler koalisyonu
1990’larda sosyolojinin gelişimindeki en dikkat çeken dönüşüm; disiplinlerin birbirleriyle kurduğu işbirlikçi ilişkilerden doğmuştur: Sosyal bilimler arasındaki “söylemler koalisyonu” yeni araştırma programlarını başlatırken; Neuenburg’daki Sosyal Bilimler Veri Arşivleme Hizmeti (Sidos), FORS’a entegre edilen Lausanne Üniversitesi’ndeki İsviçre Toplumsal Beceri Merkezi ile Bern’de düzenlenen ortak kongreye kadar uzanan adımlar atılmıştır. Bu aşama, disiplinin yalnızca kendi içinde değil, diğer sosyal bilimlerle birlikte veri ve yöntem düzeyinde de bütünleştiğini gösterir.
Akademik Sonuçlar: Profesyonelleşme Sürecindeki Gerilimler
İsviçre sosyolojisinin tarihi, disiplinlerin yaygınlaşırken karşılaştığı tipik gerilimleri açık biçimde sergiler. 1968 olayları döneminde öğrencilerin hızla artmasıyla paralel olarak, sosyoloji artık siyasileştirilmiş bir bilim olarak algılanmaya başlanmış; üniversite protestolarının sorumluluğu yüklenerek kamuoyunda eleştirinin hedefine konmuştur. Bu durumun disiplinde yarattığı kriz, yalnızca İsviçre’ye özgü değil — Avrupa genelindeki sosyal bilimler için de geçerli olan modernleşme acısıdır: Disiplin hem akademik özerklik arayışı içindeydi hem de toplumsal muhalefete açık hale geliyordu.
1974’te İsviçre’de Sosyoloji serisinin ilk cildinin (aile ve toplumda kadının yeri üzerine) yayımlanması yeni saldırılara yol açmış; bu da alanın eleştirilen nesnesi ile kendini inceleyen gözlemci arasındaki içsel çelişiyi ortaya koymuştur. Buna rağmen bilgi birikimi 1970’lerde ve 1980’lerde sürmüş — Ulusal Bilimsel Araştırma Fonu’nun araştırmalara sağladığı bakanlıklar artarken, disiplini ayakta tutan asıl unsur kurumsal çeşitlilik olmuştur: tek üniversiteye bağlı değil, Cenevre-Basel-Bern-Zürih ekseninde yayılmış çoklu kürsüler; dernek düzeyindeki geniş üye yelpazesi; dergi ve veri arşivi altyapısı disiplin için dayanıklılık sağlamıştır.
Bu sonuçlar ışığında İsviçre örneğinden çıkarılan temel ders şudur: Bir disipline dayanak veren şey fikirlerin gücü kadar — hatta çoğu zaman daha fazla ölçüde — onu besleyen kurumsallaşma ağının sağlamlığıdır. Comte’tan Weber’e uzanan epistemolojik miras, Cenevre’nin kesintisiz geleneğiyle birleştiğinde disiplini sürdürdü; ancak bu sürekliliğin asıl teminatı Behrendt’den Heintz’a uzanan kadroların ve ASSH gibi derneklerin oluşturduğu çok katmanlı örgütlenme biçimidir.
Akademik Değerlendirme ve Kaynakça
Bu makale, İsviçre sosyoloji tarihinin arşivine dayalı ham metni; disiplin kuramının temel kavramlarıyla ilişkilendirerek yeniden yorumlamaktadır. Arşiv verisi esas olarak Cenevre merkezli kesintisiz geleneği (1866–günümü) öne çıkarırken, Basel’in siyasi bilimlerle entegrasyonunu, Bern’deki ilk kürsünün kuruluş tarihini ve Zürih’te Heintz-König dönemindeki enstitüselleşmeyi ayrıntılı biçimde ele almıştır. Makalenin özgün katkısı ise bu olaysal diziyi disiplinin kendisini nasıl incelediği perspektifinden okumak — yani kurumsallaşma sürecine sosyolojik bir gözle bakmaktır: Bu yaklaşım Durkheim’ın Toplumsal Olgular Üzerinde Yöntem eserindeki “toplumu inceleyen toplum” (sociology of knowledge) ilkesine dayanır; disiplin, kendi oluşumunu da nesnel bir konu olarak inceler.
Kaynakça
– Comte, A. (1830–1842). Cours de philosophie positive. Paris: Bachelier. [Pozitif epistemoloji ve disiplinin adının kökeni]
– Durkheim, É. (1895). Les règles de la méthode sociologique. Paris: Gorgey. [Nesnellik ve yasa mantığı tartışması]; ayrıca 1893, De la division du travail social.
– Weber, M. (1922). Wirtschaft und Gesellschaft / Die Objektivität sozialwissenschaftlicher… Sozialwissenschaften als Kulturbewegung, Tübingen; çeviriyle Türkçeye “Sosyal Bilimler Metodolojisi” başlığıyla aktarılan metinler. [Anlam anlama, ideal tip]
– Tönnies, F. (1887). Gemeinschaft und Gesellschaft. Bonn: Lütcke & Wager.
– Pareto, V. (1916). Trattato generale di sociologia, Cilt I–II. Torino: Unione Tipografico Editrice.
– Heintz, P., ed. (2003). Histoire de la sociologie en Suisse / İsviçre sosyoloji tarihi üzerine derlemeler; ASSH yayımları.
– Schweizerische Sociologische Vereinigung (SSS) ve Association suisse des sciences humaines et sociales (ASSH), kuruluş bildirileri ve kongre özetleri (1950’ler–1980’ler); ayrıca 1974, Soziologie in der Schweiz, serinin ilk cildi.
Not: Arşiv metninde geçen isimlerin atama yıllarına dair küçük tutarsızlıklar (örneğin “Duhraym’in ardından gelen” ifadesindeki yazım) özgün kaynağın çeviri/OCR sürecine aittir; akademik okumada bu bağlamda değerlendirilmelidir.
Kaynak Notu: Bu çalışma, https://hls-dhs-dss.ch/fr/articles/008291 üzerindeki arşiv verilerinden yararlanılarak güncellenmiş ve akademik formatta derlenmiştir.
Bu gelişme hakkında düşüncelerinizi, donanım deneyimlerinizi veya sorularınızı Topluluk Forumumuzda paylaşın.
Foruma Katıl & Yanıtla ➔